[ad_1]

Kocaeli’deki 8 kilometre uzunluğundaki Müflizdere Kanyonu, göletleri ve şelaleleriyle kentin stresinden ve sıcağından kaçmak isteyen doğaseverler tarafınca ilgi görüyor.


Şehrin kalabalığından ve sıcaktan bunalanlar hafta sonları tabiat dernekleri tarafınca İstanbul ve yakın çevresindeki naturel güzelliklerin bulunmuş olduğu bölgelere düzenlenen gezilerle nefes alıyor.
İstanbul Doğa Sporları Kulübü de kentte sıcaktan ve kalabalıktan uzaklaşıp, doğayla iç içe olmak isteyenler için trekking ve hiking (günübirlik tabiat yürüyüşü) düzenliyor. Kulübün etkinliklerine katılanlar, yakın illerdeki naturel güzellikleri keşfederken, doğayı koruma mevzusunda da bilinçleniyor.
Kocaeli’deki Müflizdere (Serindere) Kanyonu da doğaseverler tarafınca günübirlik gezilerde tercih ediliyor. Başiskele ilçesi Yuvacık Barajı’nın üst kısmında yer edinen 8 kilometre uzunluğundaki kanyonda, havuz şeklinde bir oldukça gölet içeriyor. Yükseklikleri 10 ile 20 metre içinde değişen 6 şelale bulunan kanyon, bölgenin en zor kanyonu olarak değerlendiriliyor.
AA muhabirinin de birlikte rol almış olduğu kanyon gezisinde açıklama icra eden İstanbul Doğa Sporları Kulübü Başkanı Süleyman Şahin, etkinliklerine katılan doğaseverlerin yaşamın yükünü şehirde bırakıp, doğayla iç içe nefes alarak stres atığını, doğada özgür bigün geçirme fırsatı bulduklarını söylemiş oldu.
Şahin, tabiat yürüyüşlerinin dağcılık spor branşının bir alt disiplini bulunduğunu dile getirerek, “Yaz aylarından ıslak dere yürüyüşlerini ve kanyon yürüyüşlerini tercih ederiz. Kanyondaki, zor bir tabiat yürüyüşüdür. Düşme riski yüksek olduğundan dikkatli olmak gerekiyor. Ekip olarak yavaş yavaş tek sıra halinde ilerliyoruz. Zaman zaman belimize kadar suya giriyoruz, bazen da yüzmek durumunda kalıyoruz. Düşme riski oldukça yüksek olduğundan dere ve kanyon ilerlemesinde kesinlikle kask kullanıyoruz” diye konuştu
Metropolde yaşayanların stresli ortamdan kaçmak için bu tür etkinlikleri tercih ettiğini belirten Şahin, “Doğadaki oksijeni solumak isteyenlere aracı oluyoruz. Aktivitelerimizi eğitimli yürüyüş liderleri eşliğinde yapıyoruz. İçinde suyu, öğlen yemeği ve esenlik malzemelerinin olduğu hafifçe sırt çantamızla yürüyüşe çıkıyoruz. Hafta içi ise daha ağır, içinde ailemizin, toplumsal ilişkilerimizin, ekonomik durumumuzun, problemlerimizin olduğu ‘biri olma’ çantamız var. Hafta sonları biri olma çantamızı kapımıza bırakırız, tabiat çantamızı alırız. Hafif ve özgür bir halde kuş benzer halde doğaya çıkarız” dedi.
Şahin, tabiat yürüyüşlerinin keyifli olmasıyla beraber tehlikeli olabileceğini vurgulayarak, şu şekilde devam etti:
“Doğa yürüyüşüne çıkacaklara muhakkak eğitimli ve parkuru bilen bir liderin arkasında çıkmasını tavsiye ediyoruz. Doğa yürüyüşleri kesinlikle bir ekip sporudur. Yani birkaç kişiyle yapılacak bir şey değildir. Bir de gidilecek bölge izin gerektiriyorsa, yetkili mercilere informasyon vermeleri gerekiyor. Doğa ilerlemesinde biz sporcuların bir ilkesi vardır. Yanımızda getirdiğimiz her şeyi geri götürürüz, dönerken de anılarımızı alırız. Anılarımızdan başka ayak izimizi bırakırız”
Son dönemde yaşanmış olan orman yangınlarından duyduğu üzüntüyü dile getiren Şahin, iki yıl ilkin kulüp olarak bir orman oluşturduklarını, sürdürülebilir tabiat turizmiyle ilgili emekler yaptıklarını söylemiş oldu.
Etkinliğe katılan doğaseverlerden Özlem Er, her hafta tabiat yürüyüşlerine katıldığını, 7 senedir tırmanış ve dağcılık etkinliklerinde yer aldığını söylemiş oldu.
Hafta sonları meydana getirilen bu etkinliklerin insana iyi geldiğini belirten Er, “Doğaya döndüğümüzde kendimizi buluyoruz. Doğaya döndüğümüzde bulduğumuz güzellikleri aynı şekilde, hatta daha iyi bir halde bırakmak bizim için en iyisi. O yüzden getirdiğimiz tek bir çöpü bile atmıyoruz. Bir taşın yerini bile değiştirmiyoruz. Bu sporu keyif alarak yapıyoruz. Her hafta sonu yeni insanlarla tanışıyoruz” dedi.
Müflizdere Kanyonu’nun zor bulunduğunu dile getiren Er, “Adını hak etmiş olduğu benzer halde serin bir kanyon. Kaygan taşlar var. Zorlu bir seyahat fakat oldukça keyifli. İstenmesi halinde bu tür etkinliklere zaman ayırılabilir. Herkese kendini tanıması ve keşfetmesi için tabiat sporlarına katılmalarını tavsiye ediyorum” diye konuştu.
Etkinliğe katılan tabiat severlerden 54 yaşındaki Erhan Bozkuş da bir senedir yoğun bir halde bu tür etkinliklere katıldığını anlatarak, “Biz doğaseverlerin sıcak yaz günlerinde tercih etmiş olduğu rotalar kanyon ve yayladır. Çok sevmiş olarak bu rotaları yürüyoruz. Yazın sıcak günlerinde hakikaten bizi serinletiyor. Yine yoğun iş yaşantımız dolayısıyla şehre yakın bu bölgeler tabiat severlerin kaçış noktası oluyor. Çok mutluyuz, serin suların içinde yürüyoruz. Gelsinler bu kulüplere üye olsunlar. Hayatlarında oldukça büyük değişimler olacaktır” dedi.
Doğa sporlarına katılmanın yaşla bir ilgisinin olmadığını belirten Bozkuş, dağcılık sporuyla da uğraştığını, stresini tabiatın bu iyileştirici gücünden yararlanarak attığını söylemiş oldu.

[ad_2]