Öz saygı ne demektir ?

Murat

New member
Öz Saygı Nedir? Bir Kavramın Derinliklerine Yolculuk

Öz saygı, toplumun genellikle yüzeysel bir şekilde tartıştığı ama içsel dünyamızda çok büyük bir etkisi olan bir kavramdır. Kendi deneyimime dayalı olarak, öz saygıyı bazen oldukça kaybolmuş hissedebileceğimiz bir değer olarak tanımlıyorum. Genellikle dışarıdan gelen onay ve etkileşimlerle şekillenen bir kavram gibi görünse de, aslında içsel bir güç, kendimize olan güvenin temeli olarak karşımıza çıkar. Kişisel olarak hayatımda birçok kez öz saygıyı yeniden inşa etmek zorunda kaldım. Toplumun ya da çevremin baskılarının ardından kaybolan o içsel dengeyi yeniden bulmak, bazen yıllar alabiliyor. Peki, öz saygı ne kadar önemli? Nasıl gelişir? Kimler, nasıl etkilenir? Bu yazıda, öz saygıyı farklı bakış açılarından inceleyerek, kişisel bir yolculuktan ziyade daha geniş bir tartışma ortamı yaratmayı hedefliyorum.

Öz Saygı ve Toplumdaki Yeri

Öz saygı, bireyin kendisini değerli ve önemli hissetmesi, kendisine olan güvenini yansıtmasıdır. Bu, kişinin içsel bir değerlendirmesinin ötesinde, çevresiyle olan ilişkilerini de etkiler. Sosyal psikologlar, öz saygıyı bireyin sosyal çevresindeki onayla ilişkilendirir. Dış etkenler, bazen bir insanın kendine dair düşüncelerini şekillendirir. Bunu genellikle bir iş yerinde, okulda ya da arkadaş çevremizde gözlemleriz. Bir kişi, başkalarının olumlu yorumları ile kendisini değerli hissedebilirken, olumsuz eleştirilerle bu öz saygısını kaybedebilir. Fakat, öz saygı yalnızca dış dünyadan gelen geri bildirimlerle inşa edilen bir yapı değildir; bireyin kendi içsel sesini duymasını da gerektirir.

Birçok psikolog, öz saygının içsel bir kaynak olmasını savunur. Bu, kişinin kendisini, hatalarına rağmen kabullenmesi, güçlü yanlarını fark etmesi ve daha önemlisi, toplumsal baskılara rağmen kendi değerini korumasıdır. Ancak bu, toplumun etkilerinden izole bir şekilde gerçekleşen bir durum değildir. İnsan sosyal bir varlık olduğundan, çevremizden aldığımız geri bildirimler, öz saygımızı doğrudan etkiler.

Erkeklerin Stratejik ve Çözüm Odaklı Yaklaşımı ile Kadınların Empatik Yaklaşımının Öz Saygıya Etkisi

Toplumsal cinsiyet, bireylerin öz saygılarını inşa etme süreçlerinde önemli bir rol oynar. Erkeklerin genellikle stratejik ve çözüm odaklı yaklaşımı ile kadınların empatik ve ilişkisel tavırları, öz saygılarının gelişiminde farklı dinamiklere yol açabilir. Erkekler çoğu zaman toplumsal olarak başarıya dayalı bir öz saygı geliştirme eğilimindedirler. Yüksek statü, başarılı bir kariyer ve saygın bir iş hayatı, erkekler için öz saygılarının temellerini oluşturabilir. Bu, erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı ile doğru orantılıdır; çünkü başarı, onların toplumsal normlarına göre bir öz saygı göstergesidir.

Kadınlar ise genellikle empatik ve ilişkisel yaklaşımlar geliştirirler. Kadınların öz saygıları, çoğu zaman başkalarıyla kurdukları ilişkiler üzerinden şekillenir. Bu, kadınların içsel bir değer duygusu taşımalarını engelleyen bir durum olabilir. Toplum, kadınlardan duygusal olarak destekleyici olmalarını beklerken, kadınların kendi öz saygılarını bu beklentilere göre oluşturma süreci karmaşıklaşabilir. Kadınların duygusal bağlılıkları ve empatik yaklaşımı, bazen kendilerine karşı olan öz saygılarını zedeleyebilir.

Ancak her iki cinsiyet de kendilerine dair öz saygılarını inşa ederken, toplumsal normlardan bağımsız bir şekilde bunu yapabilmelidir. Erkeklerin başarıya dayalı, kadınların ise ilişkisel yaklaşımlarını daha geniş bir perspektiften değerlendirerek, öz saygının her birey için farklı şekillerde var olabileceğini kabul etmek önemlidir. Toplumsal cinsiyetin etkilerini inkar etmek yerine, bireysel farklılıkları anlamak ve buna göre yaklaşmak daha sağlıklı bir bakış açısı sunar.

Öz Saygının Gelişimi ve Zayıf Yönleri

Öz saygı, her ne kadar kişisel bir kavram olsa da, gelişiminde zayıf yönler de barındırabilir. Öz saygının zayıf yönleri, dış dünyadan alınan geri bildirimlere fazla bağımlı olmaktan kaynaklanabilir. Örneğin, sosyal medyanın etkisiyle bireyler, başkalarının onayına çok fazla odaklanabilir ve bu da öz saygıyı kıran bir etken olabilir. Çevremizden aldığımız negatif yorumlar, bazen duygusal olarak sarsılmamıza neden olabilir. Özellikle genç yaşlardaki bireyler için bu durum daha belirgin olabilir. Öz saygıyı, dışa bağımlı bir hale getiren bu mekanizma, kişinin içsel değerini korumasını engelleyebilir.

Bir diğer zayıf yön ise, öz saygıyı sadece dışsal başarılarla ilişkilendirmek olabilir. Kişinin öz saygısı, başkalarının beklentilerine göre şekillenir ve bu, bireyin içsel gücünü göz ardı edebilir. Öz saygının sadece bir meslek başarısı, bir ilişkideki başarı ya da toplumsal saygı ile ilişkili olması, kişiyi öz değerini içsel bir şekilde bulmaktan alıkoyabilir. Öz saygı, başarılarla değil, daha çok kişinin kendi varoluşu ve kendisine duyduğu güvenle sağlanmalıdır.

Sonuç: Öz Saygıyı Geliştirirken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Öz saygıyı inşa ederken, toplumsal baskılardan ve dışsal faktörlerden bağımsız bir içsel değerlilik duygusu geliştirmeliyiz. Başarılar ya da toplumsal kabul, elbette bireyi etkileyen faktörlerdir, ancak bu faktörlerin ötesinde, kişinin kendisine duyduğu saygı çok daha önemli bir unsurdur. Öz saygıyı geliştirirken dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta, cinsiyet rollerinin sınırlayıcı etkilerinden kaçınmaktır. Her birey, kendi kimliğine uygun bir öz saygı anlayışı geliştirmelidir.

Bu yazı, öz saygının farklı bakış açılarıyla ele alınması ve toplumsal cinsiyetin bu süreçteki rolünün sorgulanması adına önemli bir adım olabilir. Peki sizce öz saygıyı geliştirmek için en etkili yol nedir? Toplumun beklentileri ile kendi içsel değerleriniz arasında dengeyi nasıl kuruyorsunuz?