Roberto Nevilis neden ödevi buldu ?

Emir

New member
Roberto Nevilis Neden Ödevi Buldu? Bir Karşılaştırmalı Analiz

Hepimiz, okulda görevli öğretmenlerin veya ebeveynlerin "ödevini yap!" demesiyle çocukluk yıllarımızı hatırlıyoruz. Peki, bugünkü ödev anlayışımızı oluşturan ilk adımı atarak ödev sistemini başlatan kişi kimdi? Roberto Nevilis, ödevin babası olarak tarihe geçmiş bir öğretmen olarak karşımıza çıkıyor. Nevilis’in ödev fikrini neden bulduğunu tartışırken, onun zamanındaki eğitim anlayışını ve sosyal bağlamı anlamak önemlidir. Ama daha da önemlisi, ödevin felsefesinin günümüz dünyasında nasıl evrildiğini ve çeşitli kültürel bakış açılarını nasıl etkilediğini incelemektir.

Gelin, ödev fikrinin evrimini, erkeklerin objektif bakış açılarıyla, kadınların ise duygusal ve toplumsal etkileri üzerine olan yaklaşımlarıyla karşılaştıralım. Bu karşılaştırmayı yaparak, ödevin amacını daha geniş bir perspektiften değerlendirelim. Hadi, birlikte tartışalım!

Nevilis ve Ödevin Başlangıcı: Bir Eğitim Devrimi mi, Yoksa Cezalandırma Yöntemi mi?

İlk olarak, Roberto Nevilis’in ödevi bulma kararını anlamaya çalışalım. 1905 yılında İtalya’da öğretmenlik yapan Roberto Nevilis, öğrencilerinin sınıf içindeki dikkat dağınıklıklarını çözmek için bir çözüm arıyordu. Nevilis, öğrencilerin sınıfta öğrendiklerini evde tekrar etmeleri gerektiğini düşündü ve buna dayalı olarak ödevi icat etti. Nevilis, aslında öğrencilerinin öğrenme sürecini güçlendirmeyi amaçlamıştı. Bu, bir anlamda eğitim sisteminde "ev ödevi"nin bir tür “dönüşüm”üydü: Öğrenciler öğrendikleri bilgileri sınıf dışında pekiştiriyorlardı. Ancak, günümüzde ödevin zaman zaman bir "ceza" gibi algılanması, başlangıçtaki amacın nasıl şekillendiğini düşündürmektedir.

Nevilis’in ödev bulma fikri, kişisel gelişimi pekiştirme amacını taşırken, birçok kültürde ödev hala sadece bilgi edinmenin ötesine geçip öğrenciler üzerinde bir baskı unsuru haline gelmiştir. Ödev, zamanla öğrencilerin bilgiye ulaşma yöntemini değiştirse de, sadece eğitimsel değil, aynı zamanda toplumsal ve psikolojik etkileri de olmuştur.

Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı Bakış Açısı: Ödevin Eğitimdeki Rolü

Erkeklerin bakış açısında, ödev genellikle daha objektif ve veri odaklı bir araç olarak kabul edilir. Erkekler, genellikle eğitimdeki başarıyı somut verilerle ölçmeyi tercih ederler. Yani, ödev, öğrencilerin öğrenme sürecini pekiştirmek ve bireysel başarılarını ortaya koymak için en etkili araç olarak görülür. Erkekler, ödevlerin öğrencilerin akademik gelişimlerini artırma, öğrendikleri bilgileri derinlemesine anlama ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirme amacına hizmet ettiğini savunurlar. Ödev, bu bakış açısına göre bir öğrencinin başarısının ölçülmesi ve daha sonraki eğitim hedeflerine ulaşmada bir araçtır.

Birçok eğitimci, ödevin öğrencilerin bilgiyi daha iyi pekiştirmelerini sağladığını, düzenli olarak yapılan ödevlerin öğrencinin bilgiyi daha uzun süre hatırlamasına yardımcı olduğunu belirten çalışmalar yapmaktadır. Örneğin, Roediger ve Butler’ın (2011) çalışmasına göre, düzenli olarak yapılan tekrarlar ve pratikler, uzun vadeli hafızayı geliştirir ve bu da öğrencinin genel başarı düzeyini artırır.

Erkek bakış açısına göre, ödevler aynı zamanda öğrencilerin sorumluluklarını yerine getirmeyi öğrenmelerine yardımcı olur. Bu bakış açısı, ödevlerin öğrencinin zaman yönetimi, disiplin ve öz motivasyon gibi kişisel becerilerini geliştirdiğine vurgu yapar.

Kadınların Duygusal ve Toplumsal Etkilere Odaklanan Yaklaşımı: Öğrencilerin Psikolojik İhtiyaçları

Kadınlar, ödevlere genellikle öğrencilerin psikolojik ve toplumsal gelişimlerine odaklanarak yaklaşırlar. Ödevlerin yalnızca akademik başarıya değil, aynı zamanda öğrencilerin duygusal ve sosyal sağlığına etkileri üzerinde dururlar. Kadın bakış açısına göre, özellikle küçük yaştaki öğrenciler için fazla ödev, stres ve anksiyete yaratabilir. Ödevlerin öğrencilerin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceği, onların oyun ve dinlenme zamanlarını kısıtlayarak sosyal ilişkilerini zedeleyebileceği düşünülür.

Kadınların bakış açısında, ödevler bazen "ceza" gibi algılanabilir ve bu, öğrencilerin aile içindeki dinamikleri de etkileyebilir. Aile içindeki zamanın büyük bir kısmı ödevlerle geçtiğinde, öğrenciler evdeki diğer sosyal etkileşimlerden mahrum kalabilirler. Bu da öğrencinin sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Kadın bakış açısı, ödevlerin aşırı baskı yaratmadan öğrencilerin duygusal ve toplumsal gereksinimlerini karşılayacak bir şekilde verilmesi gerektiğini savunur.

Çalışmalar, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerinin akademik başarılarından çok daha hızlı ilerlediğini göstermektedir. Bu nedenle, kadın bakış açısı, ödevlerin çocukların duygusal dünyalarını göz önünde bulundurarak düzenlenmesi gerektiğini savunur. Aksi takdirde, ödevler öğrencilerde stres yaratabilir ve özgüven sorunlarına yol açabilir.

Sonuç: Nevilis’in Amacı ve Modern Ödev Anlayışı

Roberto Nevilis’in ödevi bulma amacı, aslında oldukça saf bir eğitimsel amaca dayanıyordu: Öğrencilerin sınıfta öğrendikleri bilgileri pekiştirmek. Ancak, zamanla ödevin çeşitli kültürel, toplumsal ve psikolojik etkileri üzerine düşünmek gerekti. Erkeklerin bakış açısı, ödevin daha çok öğrenme, sorumluluk ve bağımsızlık geliştirmeye yönelik bir araç olduğunu savunurken, kadınların bakış açısı, ödevin öğrenciler üzerindeki duygusal ve sosyal etkilerini de göz önünde bulundurur.

Bugün, ödevler sadece öğrencilerin akademik başarısını değil, aynı zamanda onların psikolojik sağlıklarını, sosyal etkileşimlerini ve aile ilişkilerini de etkileyebilir. Bu bakış açıları arasında bir denge kurmak, ödevlerin amacına daha uygun bir şekilde uygulanmasını sağlayabilir.

Peki, sizce ödevlerin amacı yalnızca bilgi aktarmak mı olmalı, yoksa öğrencilerin psikolojik ve sosyal gelişimlerini de desteklemeli mi? Ödevlerin öğrenciler üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sorulara verilecek farklı yanıtlar, ödev sisteminin nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları verebilir.